ENGELSİZ DÜŞÜNCELER

GKV Özel Okulları Lise Bölümünden dokuz öğrencimiz “Engellilere Empatiyi Artırma” çalışmasını ICT Seagulls&Bilişimci Martılar projesi kapsamında gerçekleştirmektedir.

“Engellilere Empatiyi Arttırma” adlı sosyal sorumluluk projemizin temel amacı, toplumda engellilere yönelik farkındalığı ve engellilere duyulan empatiyi arttırmak olarak belirlendi. Önyargısız ve ayrımcılık yapmadan toplumda engelli ve engelsiz her kesimin sosyal yaşama katılımlarının eşitlik çerçevesinde olmasının öncelikle farkındalık bilincinin yaratılmasıyla sağlanabileceğine inandığımız için, kalıcı değerler yaratmak istedik ve toplumda empati seviyesinin yükseltilmesiyle diğer sorunların kendiliğinden çözüleceğini düşünerek bu projeye başladık.

Öncelikle okulumuzdaki öğrencilerle birlikte, küçük bir adım olarak başlayacağını düşündüğümüz bu çalışmanın ileride çok büyüyeceğini ve kalıcı etkiler yaratarak başka okul ve kurumlara örnek olacağını düşündük.

Projeye ilk başladığımız andan itibaren, büyük değişimler yapacağımıza inancımız tamdı. Empatinin olmamasının dört alt sebebi olduğunu düşünüyorduk: eğitim, engellilerle sosyalleşememe, medyada çok sık yer almamaları ve içsel duyguların eksikliği. Devletin yapması gereken çalışmaları bizim alanımıza almadık. Okulumuzdaki anaokulundan liseye kadar iki bin öğrenciye engellilerin sorunları, bizden beklentileri, onlara nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda eğitimler verecektik. Bu değişimleri nasıl yapacağımızı ve yaparken karşılaşacağımız sorunları biliyorduk. Çünkü pek çok kişi için empati sadece kendini karşısındakinin yerine koyma anlamına geliyordu. Empati yapabilmemiz için onlarla vakit geçirmek hayatı birlikte paylaşarak bu süreci içselleştirmemiz gerekliydi. Sosyal hayatta engelli ve engelsiz bireylerin bir arada yapabileceği pek çok şey olduğunu engellilerle yaptığımız atölye çalışmalarımızda ve sosyalleşme faaliyetlerimiz esnasında edindik. Tüm bu çalışmalar empatiyi sadece bir sözcük olmaktan çıkarıp,  hayatımızın bir parçası haline getirdi.

Projenin başında görme engellilere uyguladığımız ankette, onlara baş edilmesi en zor engelin ne olduğunu sorduğumuzda, ‘işitme engeli’ cevabı bizi çok şaşırtmıştı. Görme engellilerin kendilerine güvenleri sonsuzdu, son derece esprili ve en ufak kompleksi olmayan, kendi engelleriyle alay edebilen, hisleri oldukça güçlü engellilerdi bizim için. Ama bu hisleri doğuştan güçlü değildi. Bizden çok daha dikkatli olduklarını fark ettik. Onların sporda başarılı olduklarını biliyorduk ama günlük hayatta yapabildikleri bizi şaşırtmıştı. İşitme engellilerle yaptığımız alan çalışmalarında ve atölye çalışmalarımızdaki kaynaştırma faaliyetlerinde görme engellilerin verdiği cevabın doğruluğunu anladık ve onlara katkıda bulunabilmek için işaret dilini öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu fark ettik. Zihinsel engellilerin son derece dürüst, sevecen ve  tüm diğer bireylerle birlikte bir şeyler yapabilmekten ne kadar mutlu olduklarını gözlemledik.

Engellilerin bizden istedikleri aslında çok basit 3 şeydi: onlara acımamamız, onlarla arkadaş olmamız ve onları tanımamız. Gördük ki, biz doğru bir rota çizmiştik. Eğitimlerimizi ve çalışmalarımızı bu doğrultuda gerçekleştirdik. 3 milyon işitme engellinin fiziksel bir engelinin olmaması dolayısıyla önemsenmediği ülkemizde yaptığımız çalışmalar ve özellikle öğrencilerimizin işaret diliyle sergilediği müzikal gösteriler, okulumuzdaki büyük çoğunluktaki öğrencileri işaret dili öğrenmeye teşvik etti. Bu arada eğitimlerimizde bir telefon firmasının hazırlamış olduğu kısa filmi izletmemizin öğrencilerimiz üzerindeki etkisini göz ardı edemeyiz. Bu eğitimleri yaparken öğrencileri sıkmadan, fazla bilimsel açıklamalar yapmaktansa, yaşanmışlıklardan, görsel sunumlar, video ve animasyonlardan yararlanarak konuya dikkati daha fazla çektik. Çok kısa sürede pek çok öğrenciyi etkilediğimizi gördüğümüzde doğru eğitimlerle engellilerin karşılaştıkları sorunların pek de zor olmadan çözülebileceğini gözlemledik.

Türkiye’de sosyal sorumluluk projelerinin sadece yapılmış olmak adına yapıldığı ve engellilerle sadece özel günlerinde ilgilenildiği için, kalıcı ve etkin çalışmalar adına bir arpa boyu yol ilerleme kaydedilmediğini düşünüyoruz. Buna çarpıcı bir örnek vermek isterim. Okulumuzdan bir öğrenci Türkiye’nin tanınmış kulüplerinden birinin Otizm Haftasında düzenlemiş olduğu faaliyete katılmış, otizmlilerle ilgili yeterince çalışma yapmadan düzenlemiş oldukları bu faaliyet esnasında üyelerden biri otizmli bir çocuğa ‘’hadi bu listeyi bir tara ve gel ‘’ demiş. Çocuk biraz uzaklaşıp, kâğıda dikkatle bakmış ve kâğıtla saçını taramaya başlamış. Öğrencimiz ‘’ Yanlış komut verdiniz, otizmlilerle net cümleler kuracaksınız, aksi takdirde kafaları karışır’’ demiş.

Biz herkesin iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalıştığını düşünüyoruz. Ama bunların verimli olması çok önemli. Bunun da tek yolu eğitim ve empatiden geçiyor.

Engellilere desteklerimiz sırasında bir gazeteci bize “Bağışlarınız devam edecek mi?” diye sorduğunda, bunu bize yapılmış en büyük hakaret olarak algıladık çünkü biz yardım kurumu değildik. Yaptığımız çalışmalar sonucunda çevremiz, okulumuzdaki öğrenciler, çalışma alanımızdaki engellilerin hayatını kolaylaştıracak, onları sosyalleştirecek ne yapabiliriz diye bize sordular. Biz o gün yaptığımız çalışmaların boşa olmadığını gördük. Öğrencilerimiz otizmli ve down sendromlu çocuklara tabletler aldılar, eğitici oyunlar ve programlar yüklediler. Görme engellilere kayıt cihazları ve bilgisayarlar aldılar. İşitme engellilere satranç odası tanzim edip, onlara satranç öğretip, maçlar organize ettiler. Fiziksel engellilerin evlerinden rahatlıkla çıkıp, güneşi görmeleri, parklarda dolaşıp sosyalleşmeleri için tekerlekli sandalyeler aldılar ve en önemlisi de bu çalışmaları yoğun ders programları içerisinde gerçekleştirdiler. Onlar da biliyordu ki yaşam, sadece okulda Fizik, Matematik, Kimya çalışarak öğrenilmiyordu. Biz bu kadar özverili çalışmayı ve paylaşımı sadece bağış diye adlandıramazdık.Çünkü sattığımız keklerin üzerine bile eğitici sloganlarımızı yazmıştık , okulumuzdan hiçbir yardım almamıştık.

Ana okulumuzdaki öğrencilerimize teatral oyunlarla ve animasyon filmleriyle yaptığımız sunumlar neticesinde, öğrencilerin yapmış oldukları resimler veya bizimle karşılaştıklarında işaret diliyle “Seni seviyorum.” demeleri, orta okul ve lisedeki öğrencilerimizin “İşitme engellilerle iletişim kurmak istiyoruz, kurs düzenler misiniz ?” demeleri almayı hedeflediğimiz ödülü bize unutturdu.

Evet, biz engellilerin hayatını güzelleştirmek için doğru yolu seçmiştik. Projenin bu yılki çalışma hedeflerinden olmamasına rağmen, engellilerin aileleri de bizi çok etkilemişti. Çocuklarına göstermiş oldukları büyük çaba ve fedakârlığın, engelli bireylerin ailelerine güzel bir örnek olması ve kendi ayakları üzerinde durabileceklerini göstermek adına bir gazete yayınladık. Bu gazetede, tüm engellilere cesaret verecek mücadeleler ve yaşamdan örnekler var. Eğer yaptığımız çalışmaları görmek ve sizler de gerçekten engellilerin hayatına dokunmak istiyorsanız,  hazırladığımız web sitemizdeki çalışmalardan yararlanabilirsiniz.